DÜNYADA TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN ANAYASALARDAKİ YERİ

Konuya geçiş yapmadan evvel hak ve hürriyet kelimesinin literatürdeki tanımını yapmak önem arz etmektedir. Hürriyet kelimesinin Türk Dil Kurumunun sözlüğünde de yer bulan karşılığı özgürlüktür. Bu hususta başkaca tanımlar yapılmakla birlikte, doktrinde hürriyet kelimesi, bir şeyi yapma veya yapmama, belli bir şekilde davranıp davranmama erki olarak ifade edilmektedir. Yani hürriyet için, serbestçe hareket edebilme gücü tanımı da yapılabilir.

Hak için ise hürriyetin vücut bulmuş hali denebilir. Yani hak, özgürlüklerin gerçekleştirilmesinin aracı konumundadır. Hak bir hürriyetin sağlanması için kişiye anayasa ve kanunlar ile tanınmış yetkilerdir. Eğer bir kişinin, bir konuda hakkı var ise, devletten veya diğer kişilerden onun yerine getirilmesini “isteme yetkisi ”ne sahiptir demektir. Hukukta hak kavramı için, “kişilere hukuk düzeni tarafından verilen bir irade kudreti, bir isteme yetkisidir” tanımı yapılmaktadır. Tüm bunlarla birlikte hak ve hürriyet kelimeleri anlamında pozitif hukukta bir ayrım yapmak mümkün görünmemektedir.

Temel hak ve hürriyetler alanında kullanılan kavramların içinde en kapsamlı olanı ise insan haklarıdır.  “İnsan hakları”, ırk, din, dil ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu haklardan yararlanmak bakımından vatandaş ve yabancı arasında ayrım yoktur. İnsanın insan olmasından kaynaklanan söz konusu haklar açısından, “pozitif hukuk tarafından güvence altına alınan, yasama ve yürütme organlarının tasarrufu ile kolayca kaldırılamayan haklar” olarak tanım yapılmaktadır.

Temel hak ve hürriyetlere ilişkin doktrinde Georg Jellinek’e mal edilen ve klasikleşen ayrımına göre üç grup söz konusudur: Negatif statü hakları, pozitif statü hakları, aktif statü hakları.

Negatif statü hakları, kişinin devlet tarafından aşılamayacak ve dokunulamayacak özel alanının sınırlarını çizen hak ve hürriyetlerdir. Bunlara örnek olarak, konut dokunulmazlığı hakkı, kişi güvenliği hakkı, din hürriyeti, düşünce hürriyeti hakları verilebilir. Anayasamızın ikinci kısmının ikinci bölümünde yer alan (m.17-40) hak ve hürriyetler kural olarak negatif statü hakları niteliğindedir.

Pozitif statü hakları, bireylere devletten olumlu bir davranış, bir hizmet, bir yardım isteme imkanını tanıyan haklardır. Bu tür haklar, Anayasamızın ikinci kısmının üçüncü bölümünde (m.41-65) sayılmıştır. Örneğin çalışma hakkı, sağlık hakkı, konut hakkı, sosyal güvenlik hakkı bu tür haklardandır. Bu haklar kişiye devletten bir şey istemesi hakkını verdiği için bu şekilde adlandırılmıştır.

Aktif statü hakları, kişinin devlet yönetimine katılmasını sağlayan haklardır. Bu haklara bu nedenle “katılma hakları” da denir. Aktif statü hakları, Anayasamızın ikinci kısmının dördüncü bölümünde (m.66-74) yer almaktadır. Örneğin, seçme ve seçilme hakkı, siyasî parti kurma hakkı, siyasî faaliyette bulunma hakkı, kamu hizmetine girme hakkı, dilekçe hakkı aktif statü haklarına örnek gösterilebilir.

İnsanların yaşamak hakkı, kişi dokunulmazlığı, sağlıklı bir çevrede sağlık içerisinde yaşama hakkı, eğitim, özel yaşamının gizliliği, seçme ve seçilme hakkı gibi temel hakları modern demokrasilerde anayasal güvence altına alınmıştır.

Bunun yanında insanların bir de temel özgürlükleri vardır. Haber alma özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, yerleşme ve seyahat özgürlüğü, toplantı hak ve özgürlüğü gibi.. Bunlar da çağdaş demokrasi ile yönetilen ülkelerin anayasalarında sayılmıştır.

Temel hak ve hürriyetler dünya devletlerinin anayasalarında olduğu gibi ülkemizde de en başta kendisine yer bulmuş ve güvence altına alınmıştır. Yukarıda da bahsedildiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 17. Maddesinden 74. Maddesine dek temel hak ve hürriyetler düzenlenmiştir. İnsanın insan olmasından kaynaklanan söz konusu hakların bugüne dek ülkemizde uygulanan 1921,1924,1961,1982 anayasalarında öncelikli düzenleme konusu yapıldığının belirtilmesi şarttır.

Ancak her birey bu temel hak ve özgürlükleri gereği gibi kullanabilmesi bazı durumlara mümkün olamamaktadır.

Siyasal gücü elinde bulunduranlar çeşitli kaygılarla bu temel hak özgürlükleri kendi ideolojileri doğrultusunda yorumlayıp çeşitli kısıtlamalar getirebilmekte, dahası bazılarını gündemlerinin ilk sırasına alıp, bazılarını görmezden gelebilmektedirler.

Temel hak ve özgürlüklerinin bilincinde olan her birey bu tür kısıtlamalara karşı tepki gösterebilmekte, lakin sonrasında hiç hoş karşılanmayan çeşitli olaylarla hatta toplumsal tepkilerle karşı karşıya kalabilmektedir.

DÜNYADA TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN ANAYASALARDAKİ YERİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön