KANAYAN YARA: İŞ CİNAYETLERİ

            6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanuna göre; iş kazası, işyerinde veya işin yürütümü esnasında meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen veya bedenen engelli hale getiren olay şeklinde tanımlanmaktadır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünce iş kazalarının araştırma konusu yapıldığı çalışmada, 2013 yılından 2018 yılına dek iş kazalı olay sayılarında artışların gözlendiği belirtilmektedir. Yine yayınlanan bu çalışma dikkatle incelendiğinde, ölümlü iş kazalarının sektörel sınıflandırılmasının yapılmasında, en çok iş kazası yaşanan sektörün madencilik ve taş ocağı sektörü olduğu, bunu izleyen sektörün ise inşaat sektörü olduğu görülmektedir. İş kazalarının işçilerin çalışma süresine göre incelenmesinde, iş kazası neticesinde hayatını kaybeden kimselerin %41’inin iş yerinde 1 ay ile 1 yıl arasında çalışması bulunan kimseler olduğu gözlenmektedir. Yani tecrübe sahibi olmayan ve yaptığı işe dair yeterli deneyim kazanmamış kimselerin, iş kazaları neticesinde can verdiği görülmektedir. Yine kaza nedenlerinin incelenmesine dair  yapılan araştırmada “bu sınıflandırmada listelenmemiş başka sapma” nedeniyle hayatını kaybeden işçi sayısının en fazla olduğu görülmektedir. Bu türden gerçekleşen kazaların tüm kazaların %45’ini oluşturduğu gözlemlenmiştir. Burada neden belirtilmemekte ve konuya ilişkin açıklama girilmemektedir. Bu da esasında iş kazalarında çözüme gidilmesi hususuna engel teşkil etmektedir.

            Dünya çapında, çalışanların sağlığını bozan birden çok neden bulunmaktadır. İş yerinde bulunan ve çalışan sağlığını tehdit eden nedenler dolayısı ile işçiler, iş kazalarına ve meslek hastalıklarına yakalanmaktadır. İşçi sağlığı ve güvenliği açısından yapılan çalışmalar ve bu alana dair yapılan düzenlemeler, esasında tüm çalışanları ilgilendirmekle birlikte; maddi kazanç kaygısı ile hareket eden ve çalışmaya mecbur bırakılan emekçiler açısından, bu düzenlemelerin haricindeki hareketler dikkate alınamamaktadır. Devlet tarafından bu alanda yeterli denetim ve kontrol mekanizmasının işlerlik kazanması ve bu yönde çalışmaların varlığı elzem iken, mevzuatta yapılan düzenlemelerin uygulamaya dönüşmesinde yaşanan aksaklıklar, bu kazaları kaçınılmaz kılmaktadır.

            İşçi sağlığı ve güvenliğine dair küresel çapta yapılan incelemeler dikkate alındığında, temel insani değerlere verilen önem, çalışma yaşantısı kültürü ve ülkelerin gelişmişlikleri belirli göstergelerin sunulması açısından ehemmiyet teşkil etmektedir. Gelişmişlik düzeyi yüksek olan ve çalışma kaygısı güdülmeyen ülkelerde, iş kazaları sonucunda ölümlerin daha az gerçekleştiği anlaşılmaktadır.  Yani gelişmişlik seviyesi ile iş kazalarının gerçekleşme oranlarında ters orantı olduğu net şekilde görülmektedir.

            Maalesef ülkemiz, iş kazaları oranında dünya genelinde ilk sırada bulunmaktadır. Yine SGK verileri dikkate alındığı takdirde, ölümlü iş kazalarında ülkemiz Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer alma gibi olumsuz bir istatistiğe sahip durumdadır. Son yıllarda sürekli iş göremezlik raporu alan işçilerin sayısında da patlama olduğu görülmektedir.

            İş kazaları ve meslek rahatsızlıklarına dair toplumda yerleşmiş olan kader, alın yazısı gibi yaklaşımlar da bu konuya dair çözümsüzlüğe katkı sunmaktadır. İş kazalarını işin gereği ya da sonucu olarak görmek bu kazaları meşrulaştırmaktan başkaca bir mana taşımamaktadır. Fıtrata yönelik yaklaşımlar, bu cinayetlere adeta davetiye çıkarmaktadır. Basında iş cinayetlerine ilişkin verilen haberlerin dramatize edilerek verilmesi ve iş cinayeti tabirinin kullanım dışı bırakılması da bu cinayetlere dair eksiklik olarak değerlendirilmelidir.

            Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO)’nün Türkiye tarafından da imzalanan sözleşmelerinde yer alan, iş kazaları, meslek hastalıkları ve bunlara bağlı ölümlerin küresel boyutunun farkındalığı içerisinde, bunları azaltmak için gerekli tedbirlerin alınmasının devam ettirilmesinin gerekliliğine inanarak ulusal politikalar hedeflenmeli ve bu çerçevede iş yerlerinin sıkı bir biçimde denetimi sağlanmalıdır. İş cinayetlerinin en büyük sebebinin denetim eksikliği olduğu göze alınarak, yürürlükteki mevzuatın uygulanması halinde dahi birçok işçinin can vermesinin önüne geçilebileceği unutulmamalıdır.

            Burada her şeyden öte ve önemli olan hususun insan sağlığı ve insan canı olduğu felsefesi ile önce insan düsturu ile hareket edilmesi şarttır. Aksi halde kanayan bu yara canlar yakmaya devam edecektir.

*Türk gazeteciliğinde çığır açan, gizli kalmış bilgilerin açığa çıkması sayesinde bugünlerimizi aydınlatan, hunharca gerçekleşen cinayet neticesinde aramızdan ayrılan duayen gazeteci Uğur Mumcu ile makam mevki peşinde olmayıp, halka hizmet düsturu ve hain terör saldırısı neticesinde aramızdan ayrılan Gaffar Okkan’ı ölümlerinin yıl dönümü vesilesi ile saygı ve hürmetle anıyorum…

KANAYAN YARA: İŞ CİNAYETLERİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön